Keskin Sözler

Finallerin bitmesini takip eden haftasonu büyk çaplı bir aile toplantısı için Bozdağa gittik. Amaç hem ailenin biraraya gelmesi hem de bir İzmirli olarak karı görmekti. Her neyse güzel bir haftasonunun ardından dönüş yolunda Olimpiyat Köyünün* yanından geçerken aklıma eski kız arkadaşımın babasının burada oturduğu geldi. Tabi ki anıların içine bir kere girince insan bir anda sıyrılamıyor.

En son tartışmamız kafamda dönüp duruyordu. Beni o kadar çok kırmıştı ki tek istediğim şey canını yakmaktı. Sonsuza kadar unutamayacağı şekilde kalbini kırmaktı. Ancak yapmadım yapamadım ve bundan da asla pişman değilim.
Çoğu tartışmada bir taraf eğer kızarsa, kırılırsa ister karşısındakinin canını yakmayı, onu acıtmayı en derin şekilde ister. Karşılığını vermek, boş durmamak ister. Bunu yapan da vardır. Belki geçmişte ben de yapmışımdır hatırlamıyorum şu anda. Kendini tutabilmek, karşındakini kırmamayı başarmak bazen büyük bir yetenektir. Çünkü genelde bu kırılma tamir olmaz ve arkadaşlık, dostluk, ilişki biter. Bütün köprüler atılır, gemiler yakılır ve geriye dönüş kalmaz.
Bazen dilde kemik var gibi davranabilmek yetenektir. Eğer her büyük tartışmada karşımdakini yaralasaydım şimdi bu kadar çok arkadaşım ve dostum olmazdı. 
Eğer artık o kişiden tamamen kopacaksan susmaya da değmez aslında ama arkadaşlık devam edecekse bu her şeyin tadı tuzu olacak bir tartışmaysa susmayı bilmeli. “sustukların büyür içinde” diyor ya Gripin in bir şarkısı. İşte bu nedenle kimi zaman susmamak lazım çünkü içeri atılan her cümle, derinde saklanan her düşünce bizi içten içe yer bitirir.
Ama sırf kendini rahatlatmak, karşıdakini acıtma isteğini karşılamak için olmayan bir şeyi öne sürmek, onun bir kusuruyla dalga geçmek. Daha önce anlayışla davrandığın bir hatasını acımasızca yüzüne vurmak işte bu yanlıştır.
Şu anda yine düşününce aklımdan geçen o sert sözleri sarfetmediğim için memnunum ama keşke kafamda hafiflettiğim halini de söylemeseydim diyorum. Çünkü bunlar aslında gerçek olduğunu düşünmediğim ithamlardı.
Herkese dilini ve elini kontrol edebildiği tartışmalar dilerim.
*Olimpiyat Köyü : İzmir Limontepe civarında Universiade 2006 üniversite olimpiyatlarına katılacakların kalması için yapılan ve olimpiyat sonunda da gerçek sahiplerine teslim edilen konutlar. (Bu arada eve Üniversite olimpiyatları 2006 da İzmirde oldu. Başkalarının dünyanın en güzel şehri olduğunu iddia ettiği başka şehirlerde değil. Bu konudaki çalışmalarından dolayı da rahmetli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’ya teşekkür ederim.)
Not: Sen şu anda bunları okuyorsan da neden bahsettiğimi anlamadığını tahmin ediyorum. Ancak yine de senden o mesaj için özür dilerim Ege.
Biterken : Teoman – Resimdeki Gözyaşları

Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Create your website with WordPress.com
Get started
%d bloggers like this: