Bana Kızmayın

O kadar klişe bir konuya değineceğim ki burayı okuyanların bana kızacağına adım gibi eminim. Ancak bu konuyu yazmak istiyorum çünkü her an içimde büyüyen bir konu ve ölene kadar da sürecek olan. Ne olduğuna gelirsek ufak bir sızlanma diyebiliriz hayat karşı.

Bugün anladım ki yaşlanmaya başladık. Aslında sperm yumurtaya girdiğinden beri, benliğimiz oluştuğundan beri karşı koyamadığım bir durum bu. Zaman akıp geçiyor ve karşısında tamamen çaresiz kalıyoruz.
Bugün kuzenimle şakalaşırken yılların geçip gittiğinin bir anda farkına vardım. Şu anda benim okuduğum ortaokula gidiyor ve o okul senin okulun, benim okulum kavgası ederken gerçekler yüzüme tokat gibi vurdu. O okula gireli 9-10 mezun olalı ise 6-7 yıl geçmiş oysa ki her şey dün gibi yakın. İlk bayrak töreninden diplomayı almaya gidişime kadar her anı canlı zihnimde.
Böyle düşününce ilkokulu da anıyor insan. Daha önce oturduğu evi, eki arkadaşlarını, eski hayallerini, çocukluk aşklarını. Her şey o kadar ulaşılmaz bir mesafedeki artık. Geçmişe dönmek  mümkün değil keza bugünü elde tutmak da. Yarınlar bugüne dönüyor saatin her tiktağıyla. Beyazlar artıyor saçlarda. Yeni çıkanları tutamıyor dökülenlerin yerini. Günden güne yaşamdan geçen dakikalar gibi dökülüyor onlar da.
Yapılan planları düşündüm geçmişte ve şu an. İyi bir liseye girme hayalleri devamında üniversite hayalleri şimdi ise çalışma hayatı ve aileye dair hayaller ve aklın artık bir karış havada olmamasından kaynaklı kaygılar. Uçuk kaçık planlar yapardım eskiden. Şimdi ise nerede çalışırsam hayat standardımı iyi bir düzeyde tutabilir diye düşünüyorum. Artık çok fazla şey de istemiyorum ne deli gibi zenginlik, ne dünya güzeli bir eş. Sadece düzgün bir hayat ve bu hayatı bana kazandırabilecek bir iş.
Her an değişiyor insan. Sanki saatin her vuruşu yelkovanın her hareketi bazı şeyleri alıp götürüyor ama biliyorum ki gidenlerin yerine başka şeyler geliyor. Güzel hayaller giderken deneyim geliyor, uçuk düşler giderken gelecek kaygısı geliyor.
Sorumluluklar biniyor her an aslında çok genç olan omuzlarımıza. Geçmişe dönüp bakınca yaşanmışlıklarla dolu 20 yıla kısa değil ama bir insan ömürüyle kıyaslayınca ne kadar kısa olduğuna şaşırıyor insan.
Hani Karlı Kayın Ormanında diyor ya “Memleket mi yıldızlar mı / Gençliğim mi daha uzak” artık hiç düşünmeden gençliğim diyebiliyorum. Değil bir kaç yıl bir kaç saniye geri gitmek mümkün değil. Yıldızlara gitmek bile çok daha kolay geçmişe geri dönebilmekten. Ancak soluk hayallerde yaşıyor geçmiş. Ve ancak soluk bir hayat sürebiliyor sürekli geçmişte yaşayanlar.
Her neyse bu kadar boş lakırdı yeter. Yaşlanıyoruz günbegün, zamanla beraber geçiyor gençliğimiz ve ellerimiz bağlı duruyoruz sadece. Belki çaresizliğimize sövüyoruz ama en fazla olan bu. Yaşlanıyoruz her an ve ömür geçiyor duraksamadan.
Biterken :  Leman Sam – Gül Güzeli

Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Create your website at WordPress.com
Get started
%d bloggers like this: