Öykü

Bir aralık günü, sakin bir gece, kuru ağaç dalları ara ara hafif bir rüzgarla titriyor. At kuyruklu, top sakallı genç bir adam bir yatağın ortasında oturmuş, 5-6 yaşlarındaki kumral, renkli gözlü kızın üzerini örtüyor usulca. “Uyumadan bir masal dinlemek ister misin?” diyor. Kız yavaşça başını sallıyor. Odasında yerden tavana kadar bir kitaplık ve ağzına kadar kitapla dolu. Babası kitap sevgisi aşılamak için özellikle kitaplarının bir kısmını bu odada tutuyor ve kitaplık oldukça düzenli görünüyor.

Genç adam kitaplığa yürürken “Bu kitaplar için ağaç kesilmedi mi baba?” diye soruyor küçük kız. Genç adamın yüreği sızlıyor bu soru karşısında ama küçük kızını üzmemek için yalan söylüyor. “Hayır, Ege hepsi geri dönüştürülmüş kağıtlardan yapıldı.” Daha sonra kitaplıktan en sevdiği masal kitabı olan Ozan Beedle’ın Masallarını çekip alıyor. Gençliğinde en sevdiği seriye ait bir ek kitap bu.
Dönüp kızına baktığında kendisine ne kadar benzediğini fark ediyor. Oysa ki öz kızı değil. Gençliğinde verdiği kararı yerine getirdi ve Egeyi henüz bir aylık bile değilken bırakıldığı yetimhaneden evlat edindi. Bu kadar kendisine benzemesi şaşırtıcı. Eşi neden olduğunu anlamasa da kızlarının adının Ege olması konusunda çok ısrar etti. Bütün eski dostları nedeni gayet iyi bilseler de hiçbiri konuyu açmak istemiyor.
Tekrar yatağın kenarına oturuyor ve kitaptan seçtiği masallardan birini okumaya başlıyor. Küçük kız ağır ağır uykuya dalarken o masalı okumaya devam ediyor. Sonunda küçük kız uyuduğunda son bir kez üzerini örtüyor ve yataktan kalkarak, kitabı yerine bırakıyor. “Uzun bir gündü.” diye düşünerek ağır ağır yatak odasına ilerliyor.
Kapıya gelince bir süre eşikte durarak dolunayın yüzüne vurduğu eşini seyrediyor, O, hayatındaki en doğru kararlardan biri. Usulca yatağın kenarından yorganın altına kayıyor ve eşine sarılıyor. Saçlarını koklarken toprak kokusunu alabiliyor. Mis gibi nemli toprak kokuyor eşinin saçları. Eşi bir peyzaj mimarı ve artık çok gecikilmiş bir projede saha şefliği yapıyor. Devlet endüstri hanlesi yaparken çevreyi korumayı unuttuğu için her şey dönülmez noktaya yaklaştığında ağaçlandırma projesi başlattı ve eşi orada çalışıyor.
Kendisi ise bilgisayar mühendisi bir oyun firması için evde kod yazıyor bunun yanısıra internet sitesi tasarımı yaparak da biraz gelir elde ediyor. Ancak asıl zevk aldığı anlar özgür yazılım için açık kaynak yazılım yaptığı zamanlar. Taşınabilir aygıtlar ve kişisel bilgisayarlar için onlarca küçük yazılım yapıp paylaştı bugüne kadar ve hala yapmaya  devam ediyor.
Sımsıkı eşine sarılıyor yatakta genç kadın bir an uyanır gibi oluyor ve dönüp o da eşine sarılıyor. Genç adam toprak kokusunu alınca eski günleri hatırlıyor, eski yağmurları artık neredeyse hiç yağmur  yağmıyor. Eşinin diktiği her on ağaçtan biri ayakta kalabilirse proje başarılı sayılıyor.
Özlediği yağmurlar gözlerine doluyor ve eski günlerdeki gibi açılıyor baraj kapakları. Gözyaşları sel oluyor genç adamın hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Olduğu yerde sarsılıyor sessiz hıçkırıklarla. “Biz dünyaya ne yaptık?” diye düşünüyor. Artık pişman olmak, tasarruf etmek, önlem almak bir işe yaramıyor. Önlem almak için geç kalınmış.
Yıl 2019 aylardan aralık. Genç bir adam bir yatağın ucunda oturmuş kızına Ozan Beedle’ın Masallarını okuyor. Adı Canburak bir kaç dakika sonra hıçkıra hıçkıra ağlayacağından habersiz kızının uyumasını seyrediyor.

Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Create your website with WordPress.com
Get started
%d bloggers like this: