Belki kısa bir yolculuktu ama aslında süresinden büyük anlamlar ifade ediyordu.
Heyecan ya da Hezeyan
Her şey cumaya kaldı yine. İçimde yeşeren umut tomurcuklarının bu yalancı baharda filizlenmelerini istemesem de çaresiz kaldım.
İyi Rakının Sırrı
İyi rakı ağız tadına göre değişen bir kavramdır. Kimi şeker gibi rakıyı tercih eder, kimi boğazını yakanı, kimi sek içer, kimi sulu, buzlu içen de vardır; buzsuz içen de. Bu nedenle bir rakı sofrasında rakı içenlerin sayısı kadar saki olmalıdır. Herkes kendi rakısını kendi almalıdır.
Ayarı tutturmak da çok önemlidir rakıda. Yanlış ölçüler mide bulantısı yapar, keyif kaçırır.Hayat gibidir aslında bir kadeh rakı hüznü ve neşeyi doğru oranda koymak lazımdır. Yoksa hayatın keyfi kaçar mide bulantısı yapar.
Rakı neşeyse eğer ve hüzün su ise fazla su azaltır rakının tadını, damak tadını da bozar insanın. Buz mu? Elbet buz da vardır hayatta. Aşk denir buza kısaca. Rakının keyfini artırır başlarda ama eridikçe, buz döndükçe suya, keyif hüzne dönüşür, lezzet bulantıya.
Kimi sek içer hayatı Polyanna gibi, kimi bir bardak suya damlalıkla damlatır rakıyı. Önemli olan her üçünü de kararında koymaktır, bulandırmadan ortalığı. Fazla sulu rakı keyif kaçırır, sek rakı başlarda tatlıdır ama sonradan kana kana su içme ihtiyacı olur insanda. Kararını bilmek lazım. Aşk ? O da tercihe bağlıdır ama ya erimesine izin verilmemelidir, ya da erimeden çıkartılmalıdır kadehten ki bozmasın tadımızı.
Ben örneğin rakımı yarı yarıya rakı ve su koyarak içerim. Her ikisi de soğuk olmalı ve hatta mümkünse bardak dahi soğuk olmalı. Hayat? Şu sıralar sulu gitse de onu da yarı yarıya ve mümkünse buzlu tercih ederim. Bakalım belki bundan sonraki kadeh damak tadıma uygun denk gelir.
Hayatınızın tadının hiç kaçmaması dileğiyle,
Şerefe…
Reklam Kampanyası
Bugün gerçekten çok iç acıcı ve çok yaratıcı bir reklam gördüm. Reklam bir indirim hakkında. Hala etkisinde kurtulamadığım için buraya aynen aktarıyorum umarım sizi de etkilemez.
<!–
—>
Blogu Olan Yazıyor
Hani bir tabir vardı : “Ağzı olan konuşuyor.” diye. Son günlerdeki furya ile artık sanal alemde aynı şeyler geçerli.
Evde Hıdrellez
Hıdırellez Bayramı (Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas’ın yer yüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.
İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye‘de kutlanıldığı görülmektedir.
Hıdırellez günü, Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.
6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığını gösteriyor .
Neden
“Neden yapacağımı bilmiyorum. Sadece sıkılıyorum. Artık bazı şeyler boğuyor beni. Her şeyi sana anlatıyorum. Belki de biraz ders almasını istiyorum. Gerçek bir neden yok aslında sadece bunu yapmak istiyorum. Daha zamanına da karar vermedim. Üzerimden bir yük kalkacak gibi. O gün bu defteri denize atacağım ve fikirlerim de ‘Ege’ Denizinde kaybolacak. Tek bildiğim yapacak olmam. Daha sonra olgunlaştıktan sonra geri döneceğim. Dönüşüm güzel olacak. 18 ay bekleyeceğim dönmeden önce böylece olgunlaşmış olacak.”
Ve soframda adını söylüyordun yeni rakı adında eski bir dosta
SANA ŞİİR YAZMAK
Kalbimdeki esinti rüzgarları vuruyordu yüzüme
En yalın haliyle karşında bir adam duruyordu
Hesabını sormadan gitmeyeceği bir aşk için ağlıyordu
Çareyi derdi tasayı kendinden bir türlü atamayan
Yada onların peşini bırakmadığını düşünen bir aşktı
Ve son olmasında temenni kalıyordu yarınlara
Geçici bir halk türküsüydü
Sadece bir kez çalınıp söylenebilecek
Ardında umutsuz kırlangıç sesleri bırakarak
Bir sevda limanından ayrılığın portreleri çıkıyordu
Yaralarımda dermanı olmayacak kırıntılardı gözlerin
Ve gözlerindeki hasret uğultuları çınlıyordu kulaklarımda
Sana dair bir aşk şiiriydi,sen nefretle bakarken gözlerime
Yalancılığın sınır noktasında nöbette gibi bir halin vardı
Doğruluk payı bırakılmamış bir aşk içindi benim sana sevgim
Bir seni seviyorumu bile doğru dürüst söyleyemeyen,
Bir adama şiir yazmak kolay geliyordu senin hakkında
Ve senin hakkında konuşmak
Her saat başı seni sevdiğimi hatırlatmak birilerine
Yazık olmayan bir rakı kadehiydi oysa sana içmek
İçtikçe içesi gelinen akşamların ışığındaydı
Ve soframda adını söylüyordum yeni rakı adında eski bir dosta
Çocukuluğun en masum hallerine geri dönüyordum sen gelince
Sen gelince şenlik havasında kutluyordum gelişini, gün batımında
Hiç bir zaman gidilememiş bir piknik havasındaydık oysa
Mangalımızın yakılamadığı bir aşk çarpıntısında
Vejeteryan bir aşka mı gebeydin bilmiyordum ki
Galiba ben yanında olacaklar listesinde değildim
Ya da senin yoklama defterinde adım yoktu
Kaydımı yaptıramadığım bir okul gibiydin
Uzaktan camlarında bakarak geçiriyordum
Senin cama çıkma ihtimallerini değerlendirerek
Ne denebilecekse oydu işte senin hakkında
Sevmenin tarifini kim adam akıllı yapabilmişti ki
En kısa ve en güzel olanıydı seni seviyorum demek
Gecenin siyah bir bulut eşliğnde üstümüze çöküşüydü ayrılık
Ve ayrılık zor bir vakitti gidilmek istenmeyen bir şehire doğru
Uzağında uzağında olmak kadar zordu işte
Kendi yanımıza aldığımız iki kalp vardı
Biri sevmeye dair yemin etmiş
Öte ki ise sevmemeye en başından yemin etmiş
Her yanda yalancı bahar ayları vardı
Önce güneş açıyordu,
Sonra birden yağmur bastırıyordu bize doğru
Oysa herkes tedbirli bir şemsiye eşliğindeydi
Islanan sadece bizler oluyorduk yalancı ve yabancı bir şehirde
Yabancı olan bizmiydik yoksa gittiğimiz yerler mi yabancıydı bizlere
Tartışılmaya açık bir şehir akşamıydı
Kadehlere sorulması planlanmıştı oysa bizim aşkımız
Evliliğin nasıl gidiyordu merak ediyordum sadece
Aşkımızda basına yansımamış bir çok hadise vardı oysa
En yansıtılmamış olanıda
Benim seni çok sevdiğimdi
Unutulmayacak bir sevda gürültüsünün
En gürültülü bir aşk biçimini oluşturuyorduk oysa
Ve oysa
En yalın haliyle adam gibi bir adam olarak duruyordum karşında
Ve karşında duruşlarım
Seni sevdiğimi açık etmeme çabalarıma engeldi galiba
İki lafı bir araya getirip seni seviyorum diyemeyen bir adam olarak
Sana oturmuş şiir yazmaya uğraşmam neden di acaba……………….
ALİ TUNCER
NİSAN 2007 SOFYA
Rakı ve Buz
Gün ağır ağır batarken o hafif pembe gökyüzüne bakarak bir rakı içmek istedim bugün. Bu defa buzlu bir rakı, Ege güneşine karşı. Gün batımına, selamlarcasına, kaldıracaktım kadehimi ve ağır ağır yudumlayacaktım bu güzelliği. Bir yandan da aklımdan bu yazının devamında okuyacağınız cümleler geçiyordu. Kurguluyordum. Her yudumda bir cümleyi kağıda dökecektim ve sonra buraya geçirecektim. Ancak şanssızlık eseri dolapta rakı yoktu. O yüzden doğrudan buraya giriyorum kurguladıklarmı, içimdeki duygularımı.
Söz!..
Şerefine mi?
Şerefine!!.. ” ***
Başlıksız.
Son zamanlarda yazı yazma isteğim var ama yazacak konu bulamıyorum. Biraz isyan biraz sevgi içerikli şeyler
